İş Birliği
Fi Koç Mekânlarını Tasarlayan Mimar ile Röportaj
-
26 Mart 2026 Perşembe
-
7 Soru
Eğitim ortamlarının başarısı yalnızca akademik içerikle sınırlı değildir. Öğrencinin bulunduğu fiziksel alan, odaklanma düzeyinden motivasyonuna, aidiyet hissinden verimli çalışma alışkanlıklarına kadar pek çok unsuru doğrudan etkiler. Bu nedenle eğitim yapılarında mimari yaklaşım, artık yalnızca estetik bir tercih değil; işlev, psikoloji ve kurumsal kimlik dengesini kuran stratejik bir unsurdur.
Bu röportajda, Fi Koç projelerinde imzası bulunan İlkA Mimarlık kurucusu Mimar İlknur Atik ile bir araya geldik. Kendisiyle mimarlık yolculuğunu, Fi Koç ile yollarının nasıl kesiştiğini, öğrenci odaklı mekân tasarımında hangi ilkeleri benimsediğini ve eğitim yatırımlarında mimarinin neden belirleyici olduğunu konuştuk.
İlknur Atik’in Mimarlık Yolculuğu
İlknur Atik, Burdur’un Gölhisar ilçesinde büyüdü ve eğitim hayatının ardından lisans eğitimi için İstanbul’a gitti. Mezuniyet sonrasında 2022 yılında memleketine dönerek İlkA Mimarlık firmasını kurdu ve profesyonel kariyerine kendi ofisiyle başladı. Onun mimarlık hikâyesi, yalnızca mesleki bir tercihten değil; çocukluk döneminde oluşan güçlü bir ilgiden besleniyor.
İlknur Atik’in aktardığına göre, ilçelerinde bulunan bir mimarın isminin kendisine verilmiş olması bu alana karşı küçük yaşlardan itibaren özel bir bağ kurmasına neden olmuş. Zamanla bu ilgi, hedefe; hedef de profesyonel bir kariyere dönüşmüş. Bu yönüyle onun hikâyesi, meslek seçiminde ilhamın ne kadar belirleyici olabileceğini gösteriyor.
Bugün İlkA Mimarlık çatısı altında yürüttüğü projelerde hem işlevsel hem de estetik değeri yüksek mekânlar üretmeyi hedefleyen Atik, özellikle eğitim yapılarında kullanıcı deneyimini merkeze alan yaklaşımıyla dikkat çekiyor.
Fi Koç ile Yolları Nasıl Kesişti?
İlknur Atik’in Fi Koç ile tanışması, Burdur Gölhisar şubesi üzerinden gerçekleşti. Kurucuların projeyi kendisiyle paylaşması, onun için yalnızca yeni bir iş fırsatı değil; aynı zamanda yeni bir uzmanlaşma alanının da başlangıcı oldu. Özellikle MEB bağlantılı ilk çalışması olması, projeye başlarken daha araştırmacı ve daha disiplinli hareket etmesini sağladı.
Röportajdan anlaşıldığı üzere, bu süreçte yönetmelikler detaylı biçimde incelendi; mekânsal planlama, güvenlik koşulları ve eğitim yapılarında uyulması gereken kriterler titizlikle ele alındı. Başlangıçta yoğun bir çalışma temposu gerektiren bu hazırlık dönemi, zamanla yerini heyecana ve üretme isteğine bıraktı.
Bu bakış açısı, Fi Koç projelerine yalnızca “tasarlanan bir alan” değil; gelişim odaklı ve marka vizyonunu taşıyan bir eğitim ekosistemi gözüyle yaklaşıldığını gösteriyor. Bu da ortaya çıkan mekânların neden standart eğitim yapılarından daha farklı bir deneyim sunduğunu açıklıyor.
Fi Koç Konsepti Tasarlanırken Hangi Temel Yaklaşım Benimsendi?
Fi Koç konsepti tasarlanırken temel yaklaşım, modern ve yeni nesil eğitim anlayışını mimari dile dönüştürmek oldu. İlknur Atik’e göre eğitim, toplumun temelini oluşturan en değerli yapılardan biri. Bu nedenle tasarım sürecinde sadece görsel bir şıklık değil; öğrenci konforunu, motivasyonu ve işlevselliği aynı potada eriten bütüncül bir anlayış esas alındı.
Konseptin merkezinde, öğrencinin içinde bulunduğu mekânda kendini iyi hissetmesi yer alıyor. Bunun için estetik tercihlerin yanında ergonomi, kullanım kolaylığı, alanların akıcı planlanması ve markanın kurumsal kimliğini yansıtan detaylar birlikte değerlendirildi. Böylece Fi Koç şubelerinde yalnızca ders çalışılan değil, aynı zamanda hedefe odaklanmayı kolaylaştıran bir atmosfer oluşturulması amaçlandı.
Bu yaklaşım, klasik etüt merkezi algısından uzaklaşıp daha güçlü, daha çağdaş ve daha okunabilir bir eğitim mekânı dili ortaya koyuyor. Tasarımın yalnızca dekorasyon olmadığı, kurumsal vizyonun fiziksel karşılığı olduğu açık biçimde hissediliyor.
Öğrenci Psikolojisi ve Motivasyon Tasarıma Nasıl Yansıdı?
Bir eğitim yapısının başarısı, çoğu zaman görünmeyen detaylarda saklıdır. Doğal ışığın doğru kullanımı, akustik konfor, renk dengesi, sirkülasyon alanlarının planlanışı ve ergonomik çözümler, öğrencinin zihinsel performansını doğrudan etkileyebilir. İlknur Atik de bu projede öğrenci psikolojisini tasarımın ana girdilerinden biri olarak ele aldığını vurguluyor.
Fi Koç için geliştirilen mekân anlayışında renk paleti, odaklanmayı ve motivasyonu destekleyecek şekilde kurgulanmış durumda. Bunun yanında esnek kullanım alanları, farklı öğrenme ihtiyaçlarına cevap verebilecek iç mekân çözümleri ve düzenli bir mekânsal organizasyon tercih edildi. Böylece öğrencinin hem fiziksel olarak rahat edeceği hem de zihinsel olarak toparlanabileceği bir ortam oluşturulması hedeflendi.
- Doğal ışık ve ferahlık hissi önceliklendirildi.
- Akustik konfor ile dikkat dağınıklığı azaltılmaya çalışıldı.
- Ergonomik çözümlerle uzun süreli çalışma desteklendi.
- Renk ve form kullanımıyla motivasyon duygusu güçlendirildi.
Bu unsurlar bir araya geldiğinde, öğrenci için yalnızca güzel görünen değil; gerçekten çalışan bir öğrenme ortamı ortaya çıkıyor.
Fi Koç’u Klasik Etüt Merkezlerinden Ayıran Mimari Farklar
Röportajda öne çıkan en önemli noktalardan biri, Fi Koç projelerinde modern tasarım dilinin tutarlı biçimde uygulanması oldu. İlknur Atik’e göre renk paleti, malzeme seçimi ve form dilindeki süreklilik; mekânsal kurgu ile dekoratif unsurlar arasında güçlü bir bütünlük oluşturuyor. Bu da kullanıcıya parçalı değil, net bir kurumsal deneyim sunuyor.
Klasik etüt merkezlerinde sık rastlanan tekdüzelik, donukluk ve kimliksiz iç mekân anlayışı yerine; Fi Koç’ta okunabilir, sürdürülebilir ve markaya ait olduğu ilk bakışta anlaşılabilen bir dil hedefleniyor. Bu fark, yalnızca görsellik düzeyinde değil; öğrencinin mekânı algılama biçiminde de hissediliyor.
Özellikle franchise yapısına uygun konsept üretimi sayesinde, Türkiye’nin farklı noktalarındaki şubelerde marka sürekliliği korunabiliyor. Böylece öğrenci ya da veli hangi şehirde olursa olsun, girdiği alanın Fi Koç’a ait olduğunu mekânsal kimlik üzerinden anlayabiliyor.
Kütüphane, Bireysel Çalışma ve Koçluk Alanları Nasıl Kurgulanıyor?
Fi Koç projelerinde her alan, aynı çatı altında olsa da kendi kullanım amacına göre ayrı bir mantıkla ele alınıyor. Kütüphane alanlarında odak, dikkat ve verimlilik ön planda tutulurken; bireysel çalışma alanlarında daha sade, ergonomik ve konsantrasyonu destekleyen çözümler tercih ediliyor. Koçluk alanlarında ise iletişimi kolaylaştıran, güven hissi veren ve profesyonelliği koruyan bir atmosfer hedefleniyor.
İlknur Atik’in ifadesine göre projeler, genel merkez ile yapılan istişareler doğrultusunda şekilleniyor ve her mekân kendi ihtiyaçları içinde değerlendiriliyor. Bu sayede tek tip uygulamalar yerine, belirli temel kriterlere sadık kalan ama mekâna özgü çözümler üreten bir sistem kuruluyor.
- Kütüphane alanlarında sessizlik ve odak temel kriterdir.
- Bireysel çalışma bölümlerinde ergonomi ve sadelik önemlidir.
- Koçluk alanlarında güven, düzen ve iletişim hissi öne çıkar.
- Tüm alanlarda estetik ve işlev birlikte düşünülür.
Bu yaklaşım, Fi Koç’u tek bir hizmet alanı sunan kurumlardan ayırarak çok katmanlı bir eğitim deneyimi üretmesini sağlar.
Kurumsal Kimlik, Yönetmelikler ve Gelecek Vizyonu
Fi Koç’un kurumsal kimliğinin tasarıma yansıtılmasında, markanın öğrenci merkezli ve sürdürülebilir başarı anlayışı temel alınıyor. Kurumsal renkler, kullanılan formlar ve yönlendirici detaylar; yalnızca estetik amaç taşımıyor, aynı zamanda kullanıcı deneyimini güçlendiren bir sistemin parçaları olarak değerlendiriliyor. Böylece mekân, markanın görsel ve zihinsel hafızasını destekleyen bir araca dönüşüyor.
Elbette eğitim yapılarında tasarım süreci yalnızca yaratıcı kararlarla ilerlemiyor. MEB kriterleri, yangın yönetmelikleri, metrekare planlamaları ve teknik zorunluluklar, mimarın en çok zorlandığı başlıklar arasında yer alıyor. Ancak bu zorlukların sonunda bilgisayar ortamında başlayan tasarımın gerçeğe dönüşmesi, sürecin en gurur verici anı olarak öne çıkıyor.
İlknur Atik, Türkiye’de eğitim kurumlarının en büyük mimari eksiklerinden birinin monotonluk olduğunu düşünüyor. Ona göre geleceğin eğitim yapıları daha dinamik, daha bütüncül ve kullanıcı odaklı olmalı. Fi Koç’un geleceğini de tam bu nedenle güçlü görüyor: çünkü bu marka, değişime açık, kendini yenileyen ve yenilikçi tasarım anlayışını eğitim modeliyle birlikte büyüten bir yapıya sahip.
Sıkça Sorulan Sorular
Ben İlknur Atik. Burdur’un Gölhisar ilçesinde yaşıyorum. İlk, orta ve lise eğitimimi burada tamamladıktan sonra lisans eğitimim için İstanbul’a gittim. Mezuniyetimin ardından 2022 yılında memleketime dönerek Gölhisar’da kendi firmam olan İlkA Mimarlığı kurdum ve profesyonel mimarlık kariyerime başladım.
Fi Koç ile yollarımız Burdur Gölhisar şubesi aracılığıyla kesişti. Proje ilk geldiğinde MEB bağlantılı ilk çalışmam olması nedeniyle oldukça titiz bir hazırlık sürecine girdim. Zamanla bu süreç benim için keyifli bir gelişim yolculuğuna dönüştü.
Modern ve yeni nesil eğitim anlayışını merkeze aldım. Öğrenci konforu ve motivasyonunu estetik ve işlevsellikle bir araya getirerek özgün bir tasarım dili oluşturmaya çalıştım.
Doğal ışık, akustik konfor, ergonomi, renk dengesi ve esnek kullanım alanlarını birlikte değerlendirerek öğrencinin hem zihinsel hem fiziksel olarak iyi hissedeceği bir öğrenme ortamı tasarlamaya odaklandım.
En önemli fark, modern tasarım dilinin tutarlı biçimde uygulanmasıdır. Renk, malzeme ve form dili arasındaki uyum güçlü bir konsept bütünlüğü oluşturur.
Bence oldukça önemli. Mekân tasarımı yalnızca estetik değil, bilişsel bir parametredir. Öğrenme sürecini daha sürdürülebilir ve okunabilir hâle getirir.
Süreci profesyonel bir yaklaşımla yönetmeleri çok önemli. Doğru planlanmış mimari süreç; kullanıcı, marka ve yatırımcı açısından daha verimli, sürdürülebilir ve ekonomik sonuçlar sağlar.